|
Okan Bayülgen hakkında her şey... Makina program olarak bitti ama asıl makina işlemeye devam ediyor (devamı) |
Benim anlamadığım şeylerde var??? bu adama şimdi sistem adamı diyenler sistemin şebeği olmuş programlarında hiç bu ADAM gibi marjinla noktaların üstünden geçmeyen adamlara ağzınızı açmıyosunuz medyanın her daim bir TARAFın elinde oldugu ülkemizde mecburiyetden sisteme uyan adamlara laf söylüyosunuz O ZAMAN PROGRAM YAPIN KANAL D DE YANINLANSIN OKANIN YAPMADIKLARINI SİZ YAPIN HOŞAFLAR!!!
tabi öyle adam ki programlarında gençlerin tlf kullanımına laf eder çemkirir ki haklıdır bence ama türksel reklemlarında seslendirme yapmaktan geri kalmaz.. demek ki sisteme aykırı gibi poz yapıp sistemin adamıymış bay ülserde...
TAKSİM HELASI GİBİ OLDU ANAYASA, HER GELEN İÇİNE SÇ....YOR
Cehaletin erdem sayıldığı bu topraklarda ;
Yalnız kendi için ve kendi çıkarları için yaşayan, erken boşalma çocukları ..
Ve ...
Vicdanını cüzdanında taşıyan ,karakterden noksan ruhsuz kalas kıvamında kafatasları ..
Ve ....
Hollywood yapımı porno yıldızı edalı beyaz saray başkanları ,
Ve eli kementli kovboy şapkalı tecavüzcüleriyle petrol fiyatına iffetli yosmaları ..
Öldürmek ve kumdan kaleler yapmakla meşkul 'coni'ler..
Ve ....
Beyaz saray ofisinde diz çöküp müzik aleti çalan Ankara'nın ...
Grice bir zirvesinden, belinin en hassas bölgeleri bellenmekte olan,
%50 si insan görünümlü tüm iki ayaklı gelişmiş primatlar..
Ve ....
Uzlaşmayı uzaklaşmak olarak gören,
Acayip devrimsel semptomlar sergileyen ergenlik sivilceleri ,
ölmek ve öldürmekle meşkul peştamal,leşkeri ve poşu'lu sözde demokrat ,
özde Kürt ırkçısı, içine kıvrılmış kendi kıçını ısırmaya çalışan kuduz köpekler ..
Ve ....
Hukuk'u guguk'a ... 'Adalet'i , İdare et' e çeviren ,her sivriyi 'silivri'de körelten sistem,
köreltebilirsen al bunu da körelt , var ya gökyüzüne doğru şu önümüzde yükselen hani ..
Ve ....
Yükselip alçalan onursuzluklarıyla , kıçlarında bozovari ekipman pişesice
bazı gazeteci ve yazar'cıklar ile ..
Becermişlerin dünyasında becerilmişlikten dolayı
Nobel , köşe yazarlığı ,genel yayın yönetmenliği kapanlar ..
Ve .....
İstanbul parsellenirken, kıçı çıplak maymunlar gibi kala kalanlar ,
Yedi tepeli istanbul bozkırında kim bi yeri avuçlasa benim testislerim sızlıyor ...
Ve .....
Taksim helası gibi oldu Anayasa, her gelen içine sç..... yor.
Yeter ulan ...
Yalanlarınız,yalınlıklarınız ve yılanlıklarınızla huzuruma çıkmaya hazırlanın,
önümde eğilin, nihayetinde yapacağınız eylemi şimdi en başından kabullenin...
Ya da vazgeçtim ... siktirin gidin lan başımı belaya sokmayın benim.
İnsanlığınız; bağırsaklarınız ve sindirdiklerinizden daha değersiz gözümde ..
Not ; Allaaım sen bu coen kardeşlerden en az birisinin belasını ver yaareppiimm ... Amin
ATAKAN KORKMAZ
Akademi Türkiye, Star tv de Star Akademi adında tekrardan başlıyor. hiç zaman kaybetmeden bu yarışmada yer almak istiyorsanız. başvurunuzu yapın ve Türkiye' nin yeni starı siz olun!
Kendisini yaklaşık 12-13 yıldır takip ediyorum..Benim için fenomen olmuş biri, iyiki bu ülkedesin ve iyiki senin fikirlerine ortak olabiliyoruz..
canım bnmm yaa bütün hafta boyunca griptin bebeğim umarım düzelmişsindir seni seviorum.....
#
HAMDOLSUN SOYANLARA
Daha namusluydu şimdikilerden
Hırsızlar eskiden dağa çıkardı
Ülkemdeki ücra gariban köyden
Yalaka değil,zeytin yağa çıkardı
Hırbonun hırsızın nüfusu azdı
Her iktidar olan hırsız olmazdı
Seçmende bu kadar öküz olmazdı
Daha doğru dürüst boğa çıkardı
Hamdolsun devleti soyan soyana
Deniz fenerleriyle doyan doyana
Üstüne gemicikler koyan koyana
Çüş dedik,deh dedi oha çıkardı
Çüş dedik olmadı,birazcık utan
Sadaka niyetine kömür dağıtan
Köylüyü sefil edip unu akıtan
Öldürdü çiftçiyi sağa çıkardı
Haberler terörden şehitler sunar
Başbakan iş olsun,laf olsun kınar
Eskiden askere bir cihan yanar
Feryadı figanlar göğe çıkardı
Seçilen bu kadar dönek olmazdı
Seçende bu denli binek olmazdı
Güdülen bir sürü,inek olmazdı
içinden bir adam daha çıkardı
Hüseyin Üzmeze çıtır dişiyi
Şehit evladına yetim beşiği
Bukadar arsız,hırsız kişiyi
Mayası bozulmuş doğa çıkardı
ATAKAN KORKMAZ
oğlum;
sana bu mektubu bizim cehennemden yazıyorum
bir yaşıma daha gireceğim neredeyse
tabii bundan haberin yok senin
kronometreye erken bastığın için
beni hep yakışıklı hatırlayacaksın
bizi bırakıp gittiğin yerde
eski güzel günleri düşünüp hayıflanacaksın
ama dur!
sen hatırlıyor musun beni?
peki sen herhangi bir şeyi hatırlıyor musun?
ben yirmiydim tanıştığımızda
sen beni en son otuzbeşimde gördün istanbul'da
sonra sen kaş'ta öldün
o akşam aynı anda geldik antalya'ya
sen beni görmedin, ben sana bakıyorken
ben sana öyle dikkatli baktım ki oğlum ayrılırken
sen iyi ki görmedin beni
yoksa gözgöze gelir gülerdik, eskisi gibi
olmadık bir yerde gülerdik ya hani?
öyle olurdu yine
gözlerimizi kaçırırdık ciddiyeti bozmamak için
hani sahnede olduğu gibi.
sen ağlarken bakamazdım sana
sinirimi bozardın, gülerdim
çünkü sen her boktan şikayet ederdin oğlum
öyle çok şikayet ederdin ki
sonunda sıkılır gülerdim
sonra sen de sıkılırdın kendinden
başkası gibi olmak isterdin
mutlu olan bir başkası gibi
dert etmeyen biri
hani, benim gibi biri
bir şey diyeyim mi sana oğlum?
şimdi dönsen buralara
ne gidilecek bir yol
ne uğruna ölünecek bir kadın
her neyse...
ama kadınları çok dert ederdin sen
ama onlar seni severdi oğlum
ama sen çok ağlardın onlar için
sevemezdin kendini bir türlü
onlar seni çok sevse de
senin gibi olmak istemezdim o zaman
daha çok sevin beni!
daha çok gülün bana!
beni daha çok isteyin!
daha çok!
ama seni en çok ben...
bir şey diyeyim mi sana oglum?
şimdi dönsen buralara
ne gidilecek bir yol
ne uğruna ölünecek bir kadın
ne de sabaha kadar konuşarak sana vaad ettiklerim
kandırdım seni oğlum
parayı dert etme diye
yok öyle bir şey, başarısızlık diye
illa da başkası olmaya çalışma salak gibi
bir kadın için ölme diye
kandırdım
artık umrunda değil mi bunlar?
artık bozulmuyor musun bu işlere?
aşkın da bir önemi kalmadı mı yoksa?
o kadın için ölmez misin bir daha?
ne var, bir kere daha ölsen?
değmez mi o kadın buna?
hani, hani değerdi?
çıplak ayaklarıyla yürürken mezarının üstünde
keyiflenmeyecek misin toprağın beş karış altında?
öyle de oldu zaten, vasiyet ettiğin gibi
çıplak ayaklı kıza
bıraktın değil mi oğlum?
bıraktın, gittin
peki!
ama ben buradayım hala
ben devam ediyorum
peki sen bakıyor musun bana oradan?
gülüyor musun bana?
sanıyor musun ben aynı şarkıyı söylüyorum?
beni daha çok sevin!
bana daha çok gülün!
daha da çok isteyin beni!
beni daha çok özleyin!
ama seni...
seni en çok ben, ben!
hayır ben çok değiştim oğlum
bir başkası değilim artık
vazgeçtim maymunların dünyasından
bıraktım alkışları, istemiyorum kahkahaları
istemiyorum bir aptal gibi yaşlanmak
işte belki de bu yüzden
seni en çok ben...
en çok ben özlüyorum!
benim
ölü
arkadaşim!...
Okan Kaan Bayülgen (d. 23 Mart 1964, İstanbul), şovmen, sunucu, sinema ve tiyatro oyuncusu, seslendirme ve fotoğraf sanatçısı.
Hukuk ve gazetecilik eğitimi almış bir baba ile ressam bir annenin oğlu olan Okan Bayülgen, eğitimine İstanbul Göztepe'teki Taş Mektep isimli yatılı okulda başladı. 1970'te Bülent Bey ile Ayla Hanım boşanır, Bayülgen, 6 yaşındayken yatılı okula verilir. Şişli 19 Mayıs İlkokulu'ndan mezun olup Galatasaray Lisesi'nde öğrenimine devam etti. Okuldaki öğrenci kulüplerinden müzik, edebiyat, folklor gibi kollarla ilgilenmiştir. Okula gitmeme durumu sorun olmaya başladığında annesi Ayla Hanım onu Bodrum'a, yanına çağırır ve Galatasaray Lisesi'ndeki 6 yılından sonra Bodrum Lisesi ve ardından Şişli Lisesi'nden mezun olarak 1984'te lise eğitimini tamamlar.
Fotoğraf eğitimi almak için Fransa'ya giden Bayülgen, Tours Üniversitesi Hukuk ve Ekonomik Bilimler Fakültesi'nde hukuk okumaya başlar. Ardından fikir değiştirerek aynı üniversitenin ekonomi bölümüne geçer. Bir yıl okuduktan sonra ekonomi eğitimini de yarıda bırakarak Türkiye'ye döner ve Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bölümü sınavlarında başarı göstererek buradaki eğitimine başlar. 1989 yılında mezun olarak aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Fakültesi'nde mastır yapmıştır.
Devlet Tiyatroları'ndaki en genç yönetmen olarak 1989-1994 yılları arasında çeşitli oyunlar yönetmiş, bazı oyunlarda oynamıştır.
1991'de Kent FM'deki "Son Saatler" adlı bir programla radyoculuğa başlamıştır. Bu sıralarda "Genç Indiana Jones" dizisinin Türkiye'de çekilen bölümünde rol alır. 1993 yılı sonunda Trabzon Devlet Tiyatrosu'na tayini çıkar ve Trabzon'a gider. Rejisi kendisine verilen bir oyun yönetim tarafından kaldırılınca 1994 yılında Devlet Tiyatrosu'ndan istifa ederek şansını radyo ve televizyon alanında denemeye karar verir. Radyolarda haber spikerliği ve programcılık yapmaya başlar. Televizyon işleri yapmaya başladıktan sonra da çeşitli radyolarda çalışır. 1995'te Radyo Contact'ta iken, 1997'de Kiss FM'de "Okan Bayülgen On Air" programını sunmuştur. Özellikle 1998 ve 1999 yılında Radyo D'de 18:00-20:00 saatleri arası yayınlanan "Hayat Bilgisi" programı ile dikkatleri çekmiştir. En son 2001 yılında Radio Contact'ta, "Yol" programını yapmıştır.
Televizyon hayatına Satel TV'de klipler sunarak başlayan Bayülgen, atv ekranlarında gece yarısında yayına başlayan "Gece Kuşu" adlı farklı programı ile adını duyurdu. Gece Kuşu'nun ardından late night show tarzını 100 gece boyunca "Televizyon Çocuğu" ile devam ettirdi. Gecenin bir saatinde sessiz sedasız yayına başladığında amaçladığı şey, izleyici ve sunucu arasındaki yapmacık samimiyetle örülü ilişkiyi yok etmekti. Agresif tavırları ve ilk "uçurmaları" başlarda kamuoyunun sesini kısma yönünde hayli totaliter bir tavır olarak görülse de, asıl eylem bu düzeni kuranlara karşıydı.
Program ekibi olarak ATV ile yollarını ayırdıktan sonra iki yıl kadar ekranlardan uzak kalan Bayülgen, televizyon için uzun sayılabilecek bu aradan sonra Kanal D'deki "Zaga" ile geri dönmüştür. Sürekli değişen ekipler, skeçler, jenerikler, dekor, orkestra ve farklı program anlayışı, canlı telefon bağlantıları, içinde barındırdığı beklenmedik tuhaflıkları ve Medya Arkası ile kısa bir dönemin haricinde Cumartesi geceleri yayınlanan Zaga, Türk televizyon hayatındaki uzun soluklu ve yeni bir anlayışın ürünü özgün bir program olarak kendine çekirdek bir izleyici kitlesi oluşturmuştur.
Televizyon açısından uzun kabul edilebilecek yıllar, çeşitli eğitim ve yardım kampanyaları için ulusal haber kanalı NTV'de özel yayınlar yapan Okan Bayülgen, yine bu kanalda takip eden yıllar boyunca yılbaşı gecesi özel canlı yayınları sunmuştur.
2004'te izleyicilerin de stüdyo konuğu olarak katılabildiği Herkes Bunu Konuşuyor ile Perşembe geceleri ekrana çıkar. Eğlenceli olan ama eğlence programı olmayan bu denemesinde; akademi, bilim, müzik, popüler kültür, medya dünyasından ve çeşitli sanat dallarından çok yönlü konuklarla beraber, seçilen bir konunun bir masa etrafında konuşulması (laflanması) üzerine kurulu bu program haber kanallarında kalite, eğlence ve izlenebilirliğin bir arada sunulduğu alternatif bir yayıncılık örneği olarak sayılır.
2005 yayın döneminde Televizyon Makinası ile izleyiciyle buluştuğunda, her zaman kendisi kadar ekibini de ön plana çıkaran Bayülgen bu sefer Hakkı Devrim ile beraberdir. Bir masa etrafındaki konuk yağmuru, eğlence dünyasından edebiyat ve sanat dünyasına, bir dizi alandaki bilimum konuk, konu ve daha ciddi bir format ile ekrana çıkmıştır. Daha sonra Makina olarak adını kısalttığı programda, piyesler ve estetik unsurlar daha ön plana geçmiş ve yayının süresini giderek daha uzun tutmayı tercih etmiştir.
Zamanla bir fenomen haline gelen Okan Bayülgen, Türk televizyon yayıncılığında alışılmış kalıpların dışına çıkarak, bugüne kadar izleyicilerin sempatisini kazanmak ve alışılmış kalıplar üzerine rötuşlar yaparak yenilik yaratmak üzerine kurulu programcılık anlayışının tam tersini tercih etmiştir. Müdanası olmayan, ünlüler ve izleyiciler arasındaki övgü dolu kalıplaşmış boş tekrarlara tahammül etmeyen, aramadan önce ne diyeceğine karar vermemiş, lafı geveleyen, televizyonda saçmalama özgürlüğünü kullananların -ve dahi bunu yapan sanatçıların- yüzüne telefonu kapatan ya da kendi klişeleriyle "uçuran", "zagalayan" bir şovmen olmuştur. Özellikle magazin dünyasında aşk hayatı ile çokça anılırken bir diğer taraftan magazin ve basın üzerine önemli eleştirilerde bulunmuş; takındığı eleştirel tavrının gölgesinde sessiz sedasız kalsa da, televizyon dünyasında devrimler yapmış, birçok tabu yıkmış, taklit etmeden yeni ve özgün çalışmalar yapmış ve kendi yaptıkları taklit edilmiş bir isimdir. Zaman içinde programcılık anlayışında ve tarzında belirgin değişimler göstermekle beraber, bir şekilde kendi çizgisini yaratıp koruyabilmiştir.
Çok genç yaşta bir evlilik yapan Okan Bayülgen, kısa süren bu ilişkisinden sonra iki kez daha nikah masasına oturmuştur. Üçüncü evliliğini Çocuklar Duymasın adlı tv serisinde de oynamış olan Zeyno Günenç ile yapan Bayülgen'in, babasının ikinci evliliğinden olan Ozan ve Okşan adlı iki kardeşi vardır.
TELEVİZYON PROGRAMLARI
FİLMLERİ
Sinema oyunculuğuna, Mustafa Altıoklar'ın yönetmenliğini yaptığı İstanbul Kanatlarımın Altında filmi ile başlayan Okan Bayülgen çeşitli dizilerde de roller aldı.
DİZİLERİ
TİYATRO OYUNLARI
Kaynak:http://tr.wikipedia.org/wiki/Okan_Bay%C3%BClgen
Okan Bayülgen Bankalararası Kart Merkezi'nin yeni reklamı için 6 saatte Marilyn Monroe olmuş.
Emre Altuğ'un albümü "Kişiye Özel"deki Ortam İnsanı adlı parçaya Okan Bayülgen'in yönetmenliğinde klip çekildi.
Macar mimar Ernö Rubik tarafından yaratılan mekanik zeka küpü, ya da bilinen ismiyle “Rubik Küpü”nün görsel ve mantıksal konsepti üzerine kurulan "Zeka Küpü" adlı yarışma Ceyhun Yılmaz'ın sunumu ile TRT'de yayınlanacak.
Okan Bayülgen’in genel koordinatörlüğünde, Makina ekibinin hazırlayacağı "Zeka Küpü", Bilgi Üniversitesi Radyo Televizyon Sinema Bölümü, Kuştepe Kampüsü'nde öğrencilerin de katılımıyla, adeta uygulamalı bir televizyonculuk dersi şeklinde çekilecektir.
Alinti:obforum
Okan Byülgen'in çekimleri 22 tiyatro sanatçısıyla gerçekleştirlen Zamanın Tozu-Pudra fotograf sergisinin kitaplaştırılmış hali yayına hazırlanmaktadır. Ekim ayı gibi basılması planlanıyor.